|
Gün Kurusu / Naturel Kayısı
Ürünün Sipariş Özellikleri:
Ürün dünyaca meşhur Malatya Kayısısıdır.
Sipariş ettirdiğiniz ürünler mevsimlik olup en son üretimdir.
Kilogram birim fiyatı üzerinden yollanır.
Üretici ile sizin aranızda birçok ticarethanenin ve kar payları ve vergileri olmadığından toptan fiyatına en hesaplı maliyette ve en taze şekilde direkt üreticiden almış olursunuz.
Ürünün Kalitesi ve Özellikleri:
Altın sarısı renginde olan kuru kayısıya göre tadı ve aroması daha şirindir. Yurt dışında Arap ülkelerinde rağbet görür.
Bu ürünün altın sarısı renginde olmayışı direkt olarak güneşte günlerce kurutulmasındandır. Kurutulduktan sonra aralarına karanfil serpiştirilerek muhafaza edilir.
Kayısı çekirdeği ile tüketimi damak zevkini bilenlerin tavsiyesidir
Kilogram Fiyatı:
Anlaşmalı seçkin üreticilerden tedarik ederek sizlere ulaştıracağımız Meşhur Malatya Gün Kurusu için:
kargo hariç kilogram fiyatları:
Dokme Kuru Kayısı
Ürünün Sipariş Özellikleri:
Ürün dünyaca meşhur Malatya Kayısısıdır.
Sipariş ettirdiğiniz ürünler mevsimlik olup en son üretimdir.
Kilogram birim fiyatı üzerinden yollanır.
Üretici ile sizin aranızda birçok ticarethanenin ve kar payları ve vergileri olmadığından toptan fiyatına en hesaplı maliyette ve en taze şekilde direkt üreticiden almış olursunuz.
Ürünün Kalitesi ve Özellikleri:
Malatya'nın ekolojik şartlarının uygunluğu, burada yetiştirilen kayısı çeşitlerinin renk, tat, aroma ve kuru madde yönünden çok farklı ve üstün olmasını sağlıyor.
Malatya dışında bazı yerlerde yetiştirilen kayısılarla Malatya Kayısısının farkı daha ilk ısırışta belli oluyor.Diğer yörelerin ürünlerinin yetersiz kalitesi yüzünden kuru kayısı yapılamıyor. Bu sebepten en kaliteli kayısılar ve kayısı ürünleri Malatya menşeilidir.
Kilogram Fiyatı:
Anlaşmalı seçkin üreticilerden tedarik ederek sizlere ulaştıracağımız Meşhur Malatya Kuru Kayısısı için:
kargo hariç kilogram fiyatları:
1. Kalite (Kiloda 80-100 arası kayısı vardır) =
2. Kalite (Kiloda 110-120 arası kayısı vardır) =
3. Kalite (Kiloda 150-160 arası kayısı vardır) =
Kayısısının Bazı Faydaları:
Doğal ilaç niteliği taşıyan kayısının faydalarını şöyle sıralayabiliriz;
• Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stres azaltır.
• Karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamirini sağlar.
• Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
• Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında önemli rol oynar.
• Kan yapımını artırarak kansızlığa engel olur.
• Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur.
• Böbreklerin taş teşekkülünü azaltır.
• Üreme sistemi üzerinde olumlu rolü bulunup, cinsel gücü arttırmaktadır.
• Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
• Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha güvenli olarak çalışmasını sağlar.
• Klinik ölüm sırasında uygulanan reanimasyon çalışmalarında kalbin cevap vermesinde etkilidir.
• Kayısının potasyumca zengin, sodyumca fakir ve A vitamininin öz maddesi karatonce zengin olması insan beslenmesine çok önemli boyutlar kazandırmaktadır.
• Saf karbonhidrat içerdiğinden hazır enerji kaynağıdır.
• Ciltteki pürüzleri gidererek daha düzgün ve canlı bir görünüm sağlar.
• Potasyum oranı yüksek olması nedeniyle kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.
Kayısı Çekirdeği
Ürünün Sipariş Özellikleri:
Ürün dünyaca üne sahip Malatya Kayısısının çekirdeğidir.
Sipariş ettirdiğiniz ürünler son mahsülden elde edilmiştir.
Kilogram birim fiyatı üzerinden yollanır.
Üretici ile sizin aranızda birçok ticarethanenin ve kar payları ve vergileri olmadığından toptan fiyatına en hesaplı maliyette ve en taze şekilde almış olursunuz.
Ürünün Kalitesi ve Özellikleri:
Kayısının kendisinin ünü ve ön planda olması nedeniyle çekirdeği arka planda kalmıştır. Oysa ki badem çekirdeği kadar yemesi hoş, lezzetli ve faydalıdır.
Üretilen kayısıların çekirdeklerinin toplu olarak otomasyonel makinalar ile kırılıp ayıklanıp güneşte kurutulmasıyla elde edilir.
İç ve dış pazarda tüketilen bu ürünü direkt üreticiden size ulaştırıyoruz.
Kilogram Fiyatı:
Anlaşmalı seçkin üreticilerden tedarik ederek sizlere ulaştıracağımız Malatya Kayısısı Çekirdeği için:
Kargo hariç kilogram fiyatları:
İslimli =
İslimsiz =
Dut Pestili
Ürünün Sipariş Özellikleri:
Ürün sadece yörece meşhur dutlardan yapılır.
Sipariş ettirdiğiniz ürünler mevsimlik olup en son üretimdir.
Kilogram birim fiyatı üzerinden yollanır.
Üretici ile sizin aranızda birçok ticarethanenin ve kar payları ve vergileri olmadığından toptan fiyatına en hesaplı maliyette ve en taze şekilde direkt üreticiden almış olursunuz
Ürünün Kalitesi ve Özellikleri:
Diğer yörelerin dut pestillerinden 3 temel farkı vardır:
- Hammaddesinin kalitesi
- İşçiliğinin kalitesi
- Sadece kendisine has yapım şekli, minimal inceliği.
Bazı yörelerin dut pestilleri üretim aşamasında "mala" ile kurutma bezlerine serilir ve el kalınlığında olur. Oysa Malatya Pestili diye nam salan pestil o kadar incedir ki tek tabakası saydamdır.
Kilogram Fiyatı:
Anlaşmalı seçkin üreticilerden tedarik ederek sizlere ulaştıracağımız Meşur Malatya Dut Pestili için:
kargo hariç kilogram fiyatları:
Yaş Dut =
Kuru Dut =
Kuru Dut
Ürünün Sipariş Özellikleri:
Ürün sadece yörece meşhur dutların kurutulmasıyla yapılır.
Sipariş ettirdiğiniz ürünler mevsimlik olup en son üretimdir.
Kilogram birim fiyatı üzerinden yollanır.
Üretici ile sizin aranızda birçok ticarethanenin ve kar payları ve vergileri olmadığından toptan fiyatına en hesaplı maliyette ve en taze şekilde almış olursunuz.
Ürünün Kalitesi ve Özellikleri:
Olgunlaşmış dutların toplanıp temiz bir ortamda esmerleşene kadar kurutulmasıyla elde edilir. Çıtır çıtır olur ve bu haliyle çerez olarak tüketilir.
Kuru bir ortamda muhafaza edildiğinde uzun yıllar tazeliğini korur.
100 gr. dut meyvesinin içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 93 kalori: 0,9 gr. protein; 19.8 gr. karbonhidrat; 1,1 gr. yağ; 0,9 gr. lif; 60 mgr. kalsiyum; 1.1 mgr. demir; 0,05 mgr. B1 vitamini; 0,07 mgr. B2 vitamini; 0,2 mgr. B3 vitamini ve 17 mgr. C vitamini.
Kilogram Fiyatı:
Anlaşmalı seçkin üreticilerden tedarik ederek sizlere ulaştıracağımız Kuru Dut için:
Kargo hariç kilogram fiyatları:
Malatya Köpük Pestili
Ürünün Sipariş Özellikleri:
Ürün sadece yörece meşhur üzümlerden yapılır.
Sipariş ettirdiğiniz ürünler mevsimlik olup en son üretimdir.
Kilogram birim fiyatı üzerinden yollanır.
Üretici ile sizin aranızda birçok ticarethanenin ve kar payları ve vergileri olmadığından toptan fiyatına en hesaplı maliyette ve en taze şekilde almış olursunuz.
Ürünün Kalitesi ve Özellikleri:
Üzüm pestili Malatya yöresine göre yapılmış olup beyaz, çıtır ve bisküvi kalınlığındadır.
Seçkin üzümlerden elde edilen üzüm suyunun saatlerce çırpılıp bembeyaz köpük haline getirilmesi ve bunun özel kurutma bezleri üzerine serilerek güneşte kurutulmasıyla elde edilir.
Üzüm hasat mevsimiyle birlikte üretimi yapılır, kuru yerde uzun yıllar muhafazası mümkündür.
Kilogram Fiyatı:
Anlaşmalı seçkin üreticilerden tedarik ederek sizlere ulaştıracağımız Malatya'ya has Meşhur Köpük Pestili için:
Kargo hariç kilogram fiyatları:
1. Kalite
Kuru Siyah Üzüm
Ürünün Sipariş Özellikleri:
Ürün sadece seçkin üzümlerden yapılır.
Sipariş ettirdiğiniz ürünler mevsimlik olup en son üretimdir.
Kilogram birim fiyatı üzerinden yollanır.
Üretici ile sizin aranızda birçok ticarethanenin ve kar payları ve vergileri olmadığından toptan fiyatına en hesaplı maliyette ve en taze şekilde direkt üreticiden almış olursunuz.
Ürünün Kalitesi ve Özellikleri:
Malatya'da yetişen en seçkin üzümlerin naturel olarak güneşte kurutulmasıyla elde edilmiştir.
Banazı ve Arapkir'de yetiştirilen ün yapmış üzümler dalından salkımı ile koparılıp temiz havada ve hijyenik bir ortamda güneşte günlerce kurutulur. Böylece suyu çekilen ve etli kısmı kalan üzüm elde edilir.
Kilogram Fiyatı:
Anlaşmalı seçkin üreticilerden tedarik ederek sizlere ulaştıracağımız Kuru Siyah Üzüm için:
kargo hariç kilogram fiyatları:
Çekirdeksiz =
Kuru Siyah Üzümün Faydaları:
Siyah Üzüm kabuğu ve çekirdeği üzerinde yapılan araştırmalarda, önemli bulgular elde edilmiştir. Kabuk ve çekirdeklerde, bir çok güçlü antioksidantlar bulunmaktadır. Bunların çoğu, flavonoid ve flavonoid olmayan fenolik bileşiklerdendir (Catechin, resveratrol ve bolca proanthocyanidin gibi). Tüm bu özelliklerden dolayı, siyah üzüm ve çekirdeklerinden elde edilen "Üzüm çekirdeği Extraktı", beslenme amaçlı ürünlerde, hap ve ilaçlarda ve çeşitli içeceklerde kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan araştırmalara göre:
• Kandaki LDL oksidasyonunu önleyerek kötü kolesterol oluşumunu önler ve koroner kalp hastalıkları riskini azaltır.
• Londra Kanser Araştırma Enstitüsü'ne göre, göğüs kanseri için uygulanan radyasyon tedavisi sonrası oluşan doku-yara izlerini azaltır. azaltır.
• Ciltteki yaşlılık lekelerini ve kahverengi lekeleri azaltır.
• Bifidobacterium adlı iyi bakterilerin gelişimi nedeni ile sindirim sistemi sağlığını korur
MALATYA KAYISI MANILERI
SARIŞININ ADI ESMERİN TADI MALATYADIR KAYISININ VATANI
MIŞMIŞ
ET DÖNER TAVUK DONER İŞTE SİZE KAYISI DÖNER
MIŞMIŞ
DÜNYAYI GEZECEKSİN KONYAYI GÖRECEKSİN MALATYADA KAYISIYI YİYECEKSİN
MIŞMIŞ
YA SİGARA İÇER ÖLÜRSÜN YA KAYISI YER YAŞARSIN
MIŞMIŞ
DÜNYADA MEKAN İSE AHİRETTE İMAN İSE SAĞLIKTA KAYISI
MALATYADA MIŞMIŞ
DÜNYADA APRİCOT : kayısı: MALATYADA MIŞMIŞ
TUT PESTİLİ ÜZÜM PESTİLİ İŞTE SİZE KAYISI PESTİLİ
MIŞMIŞ
WORL APRICOT * TURKISH KAYISI * MALATYA MIŞMIŞ
M A L A T Y A
KAYISIN VATANI TEKTİR ORASIDA MALATYADIR
Yaz diyeti ile kusursuz bronzluk
Bu diyette yok yok... Zengin içeriği ile cildiniz ışıltılı bir görünüme kavuşacak, güneşin zararlı etkilerine karşı güçlenip altın renginde bir bronzluğa zemin hazırlayacak, vücudunuzu toksinlerden arındırıp şişkinlik sorunlarınızı giderecek. Üstelik bir ay içinde 4-6 kilo da verebileceksiniz.
Antioksidanlar
Zararlı güneş ışınları cildin erken yaşlanmasında en büyük etkenlerden biri. Sağlıksız bir bronzlaşma, yaşlanmayı hızlandıran ve pek çok hastalığa yol açan serbest radikallerin işlevini artırıyor. Bronzluk geçince ciltte onarılması imkansız kırışıklıklar ortaya çıkıyor. Bunu önlemek için özellikle güneşe çıkmadan bir ay önce antioksidan etkili besinleri sofranızdan eksik etmeyin. Bu besinler cildin elastikiyetini artırıp sıkılaşmasını sağlıyor ve serbest radikallerle savaşarak yaşlanmayı geciktiriyor. Nedir bu antioksidan besinler? E vitaminli besinler (zeytinyağı, sıvıyağ, fındık), çinko (et, deniz ürünleri, baklagiller), bakır (ceviz, kayısı, tahıllar), selenyum (balık, tahıllar, soğan), C vitamini (domates, yeşil yapraklı sebzeler, çilek), flavonoid (orman meyveleri, erik, kayısı, kavun) ve likopen (domates, karpuz, çilek).
KAYISININ BESİN DEĞERİ
Kayısı Meyvesinin Tüketim Alanları
Dünyada üretilen kayısının önemli bölümü sofralık olarak tüketilmektedir. Ancak kayısıda hasat döneminin kısa olması ve taze kayısının çabuk bozulması nedeniyle kayısı daha çok kurutularak veya işlenerek değerlendirilmektedir. Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 20-25’lik kısmı kurutulmaktadır. Sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilen kayısıdan geriye kalan kısmı ise işlenerek değerlendirilmektedir.
Kayısı çekirdeklerin tatlı olanları çerez olarak tüketilmekte, acı olanlar ise kozmetik ve ilaç sanayiinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca kayısı çekirdeğinin tohum ve kabuğundan badem yağı, yemeklik yağ, benzaldehit (aroma esansı), furfural, aktif karbon, amigdalin ve hidrosiyanik asit elde edilmektedir. Kayısının gövde, dal ve çekirdek kabukları yakacak olarak kullanılmasının yanı sıra kayısı ağacının yaş ve kuru yaprakları hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.
Kayısının Besin Değeri
Kayısı insan sağlığı bakımından önemli bir yere sahiptir. pH’ı 3-4 arasında değişen taze kayısı dokuz farklı şeker, on sekiz serbest amino asit, zengin A vitamini ve beta karoten, yüksek miktarda potasyum ve demir elementi ihtiva etmektedir. Yaş meyvede çağla döneminde yüksek olan C vitamini (50-60 mg/kg) meyvenin olgunlaşması ile birlikte azalmaktadır (30-50 mg/kg).
Kayısının İnsan Sağlığı Bakımından Önemi
Kayısı, insan vücudunun günlük enerji ve protein gereksiniminin karşılanmasında çok az katkıda bulunmakla birlikte mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karotence çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar. Diğer taraftan A vitamini normal vücut hücrelerinin kanserli hücreye dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan aktif karsinojenlerden tekli oksijenin oluşmasını önlemekte veya oluştuktan sonra etkisiz hale getirmektedir. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır. Bu koruyucu aktivite sigara ve alkol kullananlar için daha da önemlidir. Serbest radikallerin oluşumuna ve hücre ölümüne neden olan protein ve yağ asitlerinin bozulma tepkimelerini önlemektedir.
Kayısının sodyumca fakir potasyumca zengin olması nedeniyle kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit siroz tedavisinde olumlu etkileri olduğu bildirilmektedir.
Kuru kayısının beslenme ve sağlık açısından en önemli bileşiklerinden birisi de diyet lifidir. Kuru kayısının 100 g’da yaklaşık olarak 24 g diyet lifi bulunur. Yetişkin bir insanın günlük diyet lifi gereksinimi ise 25 gramdır. Diyet lifi sindirim sistemimizde salgılanan enzimler tarafından hidrolizlenemeyen polisakkarit ve lignin gibi bileşiklerden oluşmaktadır. Diyet lifi kabızlık, irritabl kolon sendromu, apandisit, hemoroid, diş hastalıkları, şişmanlık, şeker hastalığı, kroner kalp hastalıkları ve klon kanseri gibi hastalıkların oluşum riskini azaltmakta, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlamaktadır
Turkiyenin ve Dunyanın Her Yerine
Evet turkiyenin veya dunyanın neresinde olursanız olun size dunyaca meshur malatya
kayısı ve kayisi ürünlerinden gonderelim bir telafon kadar size yakınız Artık Dunya
O kadar Buyuk Amerikada o Kadar Uzak Degil 3 Gunde Turkiyenin 1 Haftada Dunyanın Neresinde
Olursanız olun kayısınız adresinizde
Orhan Göçer
NO 1-----: 2,550 ... USD
NO 2-----: 2.350 ... USD
NO 3-----: 2.200 ... USD
NO 4-----: 1.950 ... USD
NO 5-----: 1.800 ... USD
NO 6-----: 1.650 ... USD
NO 7-----: 1.450 ... USD
NO 8-----: 1,300 ... USD
0090 544 224 33 44
www.altinkayisi.com.tr.tc
Kayısı fiyatları
Whole Pitted
Calibration Table
Size ,,,,/ ,,,Count /,,, Ton price
,,,,MİNUMUM / MAKSİMUM
0 ..060 - 080 ..pieces... 2750.. E . 3290 $
1 - 081 - 100 ..pieces... 2550.. E . 3050 $
2 - 101 - 120 ..pieces... 2350.. E . 2810 $
3 - 121 - 140 ..pieces... 2100.. E . 2510 $
4 - 141 - 160 ..pieces... 1900.. E . 2280 $
5 - 161 - 180 ..pieces... 1750.. E . 2100 $
6 - 181 - 200 ..pieces... 1500.. E . 1800 $
7 - 201 - 220 ..pieces... 1250.. E . 1490 $
8 - 221 - +++ ..pieces... 1050.. E . 1260 $
Packing
Bulk in cartons;
each carton is 5 kgs net
each carton is 12.5 kgs net
All types of small retail packs are also available up on request.
KAYISI KALİBRE ( NUMARALANDIRMA )
........Numara 0 (.61-.80).. Adet/kg.
........Numara 1 (.81-100).. Adet/kg.
........Numara 2 (101-120).. Adet/kg.
........Numara 3 (121-140).. Adet/kg.
........Numara 4 (141-160).. Adet/kg.
........Numara 5 (161-180).. Adet/kg.
........Numara 6 (181-200).. Adet/kg.
........Numara 7 (201-220).. Adet/kg.
........Numara 8 (221-+--).. Adet/kg.
SINIF ÖZELLİKLER
1 ) EKSTRA KURU KAYISI
2 ) 1.SINIF KURU KAYISI
3 ) 2.SINIF KURU KAYISI
4 ) ENDÜSTRİYEL KURU KAYISI
TANIMLAR
1)KURU KAYISI
2}BOZUK KURU KAYISI
3)VURUK KURU KAYISI
4)ÇİLLİ KURU KAYISI
5)YABANCI MADDE
6)KESİK KURU KAYISI
7}HASARLI KURU KAYISI
8)KİRLİ KURU KAYISI
PAKETLEME
Göçer Ticaret'te Paketleme Dökme,Şeffaf ve Jelatinli şekilde olmaktadır.
Şeffaf ve Jelatinli Paket kayısıların koliye yerleşimi aşağıdaki gibidir.
Ayrıca Talebe Göre Farklı Ambalajlarda Yapilir
Cinsi Ağırlık
Dökme 12,7 kg.
Dökme 12,5 kg.
Dökme 5 kg.
Doğanmış Dökme 12,7 kg.
Doğranmış Dökme 12,5 kg.
Doğranmış Dökme 5 kg.
Gramaj 12.5 kg.lık kolilere
yerleştirilecek paket adedi
Şeffaf
250 gr. 30 Adet
500 gr. 15 Adet
1000 gr. 10 Adet
Jelatin
250 gr. 30 Adet
500 gr. 15 Adet
1000 gr. 9 Adet
KURU KAYISI STANDARTLARI
Sınıf ..........Bozuk .. Vuruk .. CII-LI .. Yab. Madde .. Kesik .. Hasarlı .. Kirli
.................. (Max) .. (Max) .. (Max) .. ....(Max) ... .. (Max) .. (Max) .. (Max)
EKSTRA ....... % 1 .. % 3 ..... % 3 ......... % 0,2 ...... % 1 ....... % 1 ....... % 5
1.SINIF ......... % 2 .. % 5 ... % 5 ......... % 0,4 ...... % 4 ....... % 2 ........ % 7
2. SINIF ........ % 3 .. % 10 ... % 20 ...... % 0,6 ..... % 6 ..... % 3 ...... % 10
.
ENDSUSTRİYEL...... - .......... - . .. - . ... ... . % 2 ..... .. .. .. - ...... - ...... ... -
.
- YABANCI MADDE TOLERANSI İÇİNDE METAL, CAM VE BENZERİ MADDELERE MÜSAADE EDİLMEZ.
* - BU STANDARTLAR TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ TS 485 STANDARTLARINDAN ALINMIŞ OLUP,
FERMENTE VE KÜFLENMİŞ TOLERANSLARI ÇIKARTILMIŞTIR.
Bu sınıfa kurutma olgunluğunda toplanmış, renkçe bir örnek, kendine özgü tat ve kokuyu taşıyan üstün nitelikli
meyveler girer.
Bu sınıfa, kurutma olgunluğunda toplanmış, renkçe kısmen bir örn ek, kendine özgü kokuyu taşıyan, iyi nitelikli
meyveler girer.
Bu sınıfa, ekstra ve 1. Sınıfa girmeyen, ancak genel özellikleri taşıyan meyveler girer. :Bu sınıfa, giremeyecek
kadar özürlü olan meyveler girer.
Prunus armeniaca L. türüne giren taze meyvelerin kurutulmuşudur.
Kendine özgü renk, tat ve kokusunu yitirmiş kuru kayısıdır.
Herhangi bir sebeple bir veya birkaç yerinde belirli sertlik veya çilden başka leke bulunan kuru kayısıdır.
Clasterosporium carpophyllurn mantarından meydana gelen ve bir yüzünde 15'ten fazla kendi renginden koyu renkteki,
çapı I mm'den büyük çilleri taşıyan meyvedir.
Kuru kayısı içinde bulunan kendinden başka her türlü maddedir.
1 / 10'undan fazlası kesilme sebebi ile bozulmuş olan kuru kayısıdır.
Böcek, diğer zararlılar tarafından veya fiziki tesirlerle çıplak gözle görülebilecek kadar yenmiş, delinmiş, yırtılmış
kuru kayısıdır.
Üzerinde çıplak gözle görülebilir kum, mil ve başka bir kir bulunan kuru kayısılardır.
Bu tanım ve özellikler Türk Standartları Enstitüsü TS 485 Standardından alınmışlardır.
KURU KAYISI SINIF ÖZELLİKLERİ
a) Ekstra Kuru Kayısı
Bu sınıfa kurutma olgunluğunda toplanmış, renkçe kısmen bir örnek, kendine özgü tat ve kokuyu taşıyan üstün
nitelikli meyveler girer.
b) 1.Sınıf Kuru Kayısı
Bu sınıfa kurutma olgunluğunda toplanmış, renkçe kısmen bir örnek, kendine özgü kokuyu taşıyan, iyi nitelikli
meyveler girer.
c) 2.Sınıf Kuru Kayısı
Bu sınıfa ekstra ve 1.sınıfa giremeyen, ancak genel özellikleri taşıyan meyveler girer.
d) Endüstriyel Kuru Kayısı
Bu sınıfa, diğer sınıflara giremeyecek kadar özürlü olan meyveler girer.
--------------------------------------------------------------
Kayısı İle Yapılabilecek Bazı Ürünler
Kayısı Reçeli
Kayısı Marmelatı
Kayısı Pestili
Kayısı Pulpu
Kayısı Pekmezi
Kayısı Suyu
Kayısı Nektarı
Kayısı Lokumu
Kayısı Konservesi
Kayısılı Gofret
Kayısılı Büsküvi
Kayısılı Pasta
Kayısı Ezmesi
Kayısı Tatlıları
Dondurulmuş kayısı
Kayısılı içecekler
Yeşil Kayısı Turşusu
Kayısı Şekerlemeleri
Kayısı likörü
Ekstrüzyon kayısı mamülleri
---------------------------------------------------
Yemek ve Tatlılar
Kayısılı Patates Dolması
Badem Ezmeli Tart
Hindistan Cevizli Bavarois
Kayısılı Hindi Dolması
Kayısılı Bohça
Jelatinli Kayısı Tatlısı
Kayısı Merengi
Kayısılı Mus
Kayısılı Krema
Milföylü Kayısı
Kayısılı Yumurta
Fındıklı Kayısılı Pasta
Badem Kremalı Kayısı Tatlısı
Kayısılı Parfe
--------------------------------------------------------------
Sigara ve Alkol Kullananlara Kayısı
Kayısıda bulunan A vitamininin organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak,
kanser hastalıklarına karşı koruyuculuk görevini yaptığı söyleniyor. Bu nedenle özellikle
sigara ve alkol kullananlara mutlaka öneriliyor.
BİA - Kayısı, A vitamini ve zengin bir beta - karoten kaynağı. Bu nedenle antioksidan
özelliği taşıyor. Ayrıca B ve C vitaminleri, protein, şeker ve madensel tuzlar içeriyor.
Türkiye, dünyada en çok kayısı yetiştiren ülkelerden biri. Meyve olarak yemenin yanı
sıra kuru kayısı, reçel, marmelat, hoşaf ve meyve suyu olarak da tüketiliyor.
Faydasını bilerek tüketenler de çok. Örneğin, kabızlığa karşı kuru kayısı hoşafının
yararı halk arasında çok yaygın bilinir. Tabii yararı bu kadar değil. Özellikle meyve
olarak tüketilen kayısının kansere karşı etkili olduğu da biliniyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı'nca
kayısı ile ilgili yapılan araştırmaya göre, kayısıda bulunan A vitamini organizmanın
ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak, kanser hastalıklarına karşı koruyuculuk
görevini yapıyor. Bu koruyucu etkisi nedeniyle, özellikle sigara ve alkol kullananlara
öneriliyor. Yine bu araştırmaya göre, kayısı, akciğer, ağız, kolon, deri, göğüs ve
rahim tümörleri üzerinde etki gösteriyor, göz sağlığı ile kemik ve dişlerin gelişimini
sağlıyor.
Karaciğere, kalbe, böbreğe, kemiklere...
Türkiye'de kayısının çok yetiştirildiğini söylemiştik. En çok da Malatya'da yetiştiriliyor.
Kayısı, bu nedenle Malatya'da altın meyve olarak ilan edildi.
Malatya Belediyesi'nce TÜBİTAK, TÜBİTAK, Hacettepe ve Atatürk Üniversitesi gibi
kurumların kaynak gösterilerek hazırladığı raporda, kayısının yararları şöyle
özetleniyor:
* Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stres azaltır.
* Karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamirini sağlar.
* Kemiklerin daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
* Dişlerin daha sağlam olmasında önemli rol oynar.
* Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur.
* Mide ve on ikiparmak bağırsağı ülserinin oluşmasına engel olur.
* Ülserlerin iyileşmesinde de önemli rol oynar.
* Böbreklerde taş teşekkülünü azaltır.
* Üreme sistemi üzerinde olumlu rolü bulunup, cinsel gücü artırır.
* Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
* Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli olarak çalışmasını sağlar.
Diyetlerde...
Kayısı, sodyum bakımından fakir, potasyum yönünden zengin olduğu için bazı diyetlerin
uygulanmasında oldukça önemli. Sodyumu kısıtlanan diyetlerde, örneğin kalp yetmezliğinde,
böbrek hastalıklarında rahatlıkla tüketilebiliyor.
100 gramında yalnızca 28 kalori bulunuyor. Ancak kurutulduğunda kalori oranı 10 katına
çıkıyor.
Kayısının ayrıca cilt güzelliğinde de etkili olduğu biliniyor.
--------------------------------------------------------
Kanserle yaşamayı biliyor musunuz?
Yaşamak. İnadına yaşamak. Yaşamak için direnç
göstermek. Zaman zaman sıradanlaştığını ve anlamını yitirdiğini düşündüğümüz
yaşamlarımızın, aslında ne kadar değerli olduğunun farkına varmak. Kansere,
yaşama sevinciyle ve insanların sevgisiyle karşı koymak. Güvenmek; hekimlerimize,
kanserle savaşa modern tıbbın en son teknolojileriyle hazır olan sağlık kurumlarına;
dostlarımıza, sevdiklerimize, tüm kalbimizle güvenebilmek. Bunun, bireyin tek başına
gerçekleştirebileceği bir karşı koyuş olmadığını, çevremizdeki insanların
duyarlılıklarına ihtiyacımız olduğunu anlamak. Yaşamak. Kansere inat yaşamak...
Tıp alanında son yıllarda yaşanan bilimsel gelişmeler, hekimlerimizin dünya tıbbındaki
ilerlemeleri yakından izlemeleri, sağlık sektöründeki akılcı yatırımlar ve öncü
sağlık kuruluşlarının çalışmaları, bizleri pek çok hastalığın tedavisi konusunda
daha bilinçli bir konuma getirmiş durumda. Bu bilimsel ve teknolojik ilerleyişin
ışığında, insan yaşamında şimdiye kadar tedavisi mümkün olmayan birçok hastalığın,
özellikle de kanserin tedavisi konusunda önemli aşamalar kaydedildi.buna istinaden
her derde deva kayisnin ve kayısı çekirdeginin bir guzeligi daha tespit edilmis
oldu bu tespitlere
kayisi çekirdeginin icinde bulunan B. 17 vitamininin kanseri onleyici bir vitamin
oldugu ve dunyanın degisik Ulkelerindeki doktorlarında bunu hastalarına tavsiye ettigi
ozeliklede seker hastalarına bilhasa recetelerine acı kayısı cekirdegini onerdiklerini
basta ben olmak uzere bir cok malatyalıya surekli telafonlar gelmekte ingiltere holanda
almanya ve irlandadan bizzat bana gelen telafonlarlada ben buna kanaat getirdigim
ve buna istinaden duyarlı bir vatandas olarak herkese tavsiyem ozelikle şeker hastaları
gunde 3 -5 adet aci malatya kayısı cekirdegi yesinler İnsallah sifa bulurlar
Orhan Göçer 0090 544 224 33 44
DOGAL VİAGRA
Yiyeceklerin sadece "karnımızı doyurmak" için olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çin'de yapılan bir araştırmaya göre yiyecekler mideyi olduğu kadar ruhu ve libidoyu da besliyor. Uzmanlar bazı yiyeceklerin viagra etkisi yarattığını belirtiyor. İşte uzmanların erkek ve kadınların cinsel isteklerini artırmak için önerdiği yiyecekler:
ERKEKLER İÇİN:
* Maydanoz,
* Nane,
* Tarçın,
* Kekik,
* Vanilya,
* Sivri Biber,
* Hardal
* Kereviz
* Ayçiçeği
* Greyfurt
* Susam
* Kayısı,
* Yumurta
* Kuşkonmaz
* Enginar
* Bezelye
* Badem
* Ceviz
* İstiridye (İçindeki çinko spermin çoğalmasına neden olarak cinsel isteği artırıyor)
* Hindi (İstiridyeden daha fazla çinko ihtiva ediyor. Üstelik daha ucuz ve protein açısından da zengin)
* Roka (Bolca demir ve C vitamini içeriyor)
* Kereviz
* Şalgam
* Antep Fıstığı ve Fındık (İçerdikleri doymamış yağ asitleri ve E vitamini nedeni ile afrodizyak olarak kullanılırlar)
* Salatalık
* Kuşkonmaz
* Soğan
* Domates
* Kayısı Pekmezi,
* Fesleğen
* Karpuz
* Hindistancevizi
* Bal
* Pekmez
* Kivi
* Mango
KADINLAR İÇİN:
Çikolata: Çikolatanın içindeki yüksek şeker ve kalori cinsel uyarıcı ve keyif verici. Çikolata beyindeki serotonin seviyesini de artırıyor ve mutluluk hissi veriyor. Ve kadınlar erkeklere nispeten çikolatanın bu özelliklerine karşı daha duyarlı.
* Ahududu
* Yoğurt
* Tarçın
* Çilek ve Şampanya birlikte
* Kırmızı biber, Köri ve diğer baharatlarla, baharatlı yiyecekler (kalbi daha hızlı çarptırdıkları için, seks sırasında oluşana benzer bir terleme oluşturuyor
KAYISI TÜRLERİ
Kayısının Sistematiği
Takım : Rosales
Familya : Rosaceae (Gülgiller)
Alt Familya : Prunoidae
Cins : Prunus
Alt Cins : Prunophora
Tür : Prunus armeniaca L.
Son zamanlarda bazı sistematikçiler Prunus cinsinin birbirine benzemeyen çok sayıda tür içermesi nedeniyle kayısıyı Armeniaca cinsine dahil ederek A,rmeniaca vulgaris Lam. olarak isimlendirmektedir.
Bütün kayısı türleri 8 çift kromozoma (2n=16) sahiptir. Kayısıda P. armeniaca, P. sibirica, P. mandshurica ve P. mume ile tür içi melezlemede herhangi bir problem bulunmamaktadır. Fakat sadece bir kayısı erik melezi olan Prunus X dasycarpa türünde hem P. cerasifera ve hem de P. armeniaca ile yapılan geriye melezlemeler başarısız olmaktadır. Ayrıca türler arası melezlemelerde badem ve şeftaliye göre kayısı ile erik arasında yapılan çaprazlamalar daha kolay ve başarılı sonuçlar vermektedir.
Ünlü Rus sistematikçileri Vavilov ve Kostina kayısının doğal olarak yetiştiği birçok coğrafik bölgeyi dolaşarak selekte ettikleri kayısı materyalini Yalta Nikita Botanik Bahçesinde ve Taşkent Orta Asya Deneme İstasyonunda toplamışlardır. Yaklaşık 700 genotip üzerinde yapılan araştırma sonunda kültürü yapılan kayısıların büyük çoğunluğunun P. armeniaca L. türüne ait olduğu belirlenmiştir. Kayısının tohumla çoğaltılması ve yüzlerce yıl değişik ekolojik şartlarda yetiştirilmesi sonucu, sayıları bitki sistematikçilerine göre değişmekle birlikte 6-8 ekocoğrafik grup ve 13 bölgesel alt grup oluşmuştur. Kayısının ekolojik adaptasyon durumu dikkate alınarak yapılacak bir gruplandırma kayısı ıslahı üzerinde çalışma yapan araştırıcılara faydalı olacaktır.
Kayısının Ekocoğrafik ve Bölgesel Alt Grupları
Cungar-Zailiy Ekocoğrafik Grubu
Cungar ve Zailiy olmak üzere iki alt gruptan oluşmaktadır. Bu grup ilk dört ekocoğrafik grup içerisinde en ilkel olanıdır. Panfilov (Charskent) yakınlarındaki dağlık alanlar, Kazakistan’da Talty-Kurgan ve Alma-Alta Dağları ve Hinjiang’da Ining (Kuldja) bölgesinde yapılan seleksiyonları içermektedir. Volkova tarafından 1961-1968 yılları arasında bölgede yapılan bir araştırma sonunda topladığı kayısı tipleri bu grubu temsil eden örnekleri içermektedir. Kış soğuklarına dayanıklılık grubun en önemli özelliğidir.
Cungar dağlarındaki kayısılar genellikle küçük meyveli (10-15 g) olup büyük meyveli tipler kayısı ağacı varlığının % 1’den daha az kısmını oluşturmaktadır. Buna karşılık Zailiy dağlarında büyük meyveli kayısı tipleri (% 9) daha yaygındır. Meyvelerin % 33’ü turuncu, geriye kalan kısmı ise açık sarı meyve etine sahip olup meyveler kırmızı yanaklıdır. Kayısı tiplerinin çoğunda (% 88) çekirdek meyve etine yapışık değildir. Çekirdeklerin önemli bölümü (% 94’ü) acıdır. Grup içinde birkaç tane kendine verimli kayısı tipi bulunmaktadır.
Orta Asya Ekocoğrafik Grubu
Kayısının en eski formlarının yer aldığı en zengin gruptur. Afganistan, Belucistan, Keşmir ve Sinkiang, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’daki kayısı çeşitlerini kapsamaktadır.
Fergana, Upper Zeravşan, Semerkand-Şahrisiabz, Horezm ve Kopet-dağ olmak üzere 5 alt gruptan oluşur. Fergana alt grubuna Boban, Kandak, Keç-psar, Hurmai, Mirsandshali, Supkhany, Isfarak çeşitleri, Upper Zeravşan alt grubuna Sadifak, Iska-dari, Tuliaki, Hosravşai, Badami, Ahrori ve Arzami çeşitleri, Semerkand-Şahrisiabz alt grubuna Samarkandski Samyi Ranniy çeşidi, Horezm alt grubuna Kızıl-nukul, Ak-nukul ve Kızıl Palvan çeşitleri ve Kopet-dağ alt grubuna ise Aşkabat çeşidi örnek olarak verilebilir.
Grubun ağaçları kuvvetli ve uzun ömürlüdür. Taç yapısı ince fakat sayıca fazla olan sürgünlerden oluşmaktadır. Ağaçları kurak şartlara dayanıklı fakat topraktaki rutubet noksanlığına karşı hassastır. Bu yüzden genellikle kayısı bahçelerinde sulama yapılır. Tomurcuklar uzun kış dinlenme periyoduna sahip olup kış sonunda dalgalanma gösteren sıcaklıklara dayanıklıdır. Çiçeklenme için yüksek sıcaklık toplamına ihtiyaç gösterdiğinden ağaçlar geç çiçek açmaktadır. Fidanlarda gençlik kısırlığı dönemi oldukça uzundur.
Orta Asya kayısılarının çoğu kendine uyuşmaz olup meyveleri küçük veya orta büyüklüktedir. Bu gurubun en önemli özelliklerinden birisi de uzun bir meyve olgunlaşma periyoduna sahip olmasıdır. Meyve hasadı Mayıs ayından başlayıp Eylül sonuna kadar devam etmektedir. Genellikle tatlı olan tohumları ya çerez olarak tüketilmekte veya az miktarda da olsa yemeklik yağ üretiminde kullanılmaktadır. Meyvede kuru madde miktarı oldukça yüksek olup bazı çeşitlerde suda çözünür kuru madde miktarı (SÇKM) % 30’un üzerindedir. Meyveleri sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilmektedir.
Hasat zamanı meyvelerin dal ile bağlantısı oldukça iyi olup kurutmalık kayısılar genellikle ağaç üzerinde kuruduktan sonra toplanmaktadır. Fungal hastalıklardan monilya (Sclerotinia laxa) ve kızıl leke (Coryneum beyerinckii) hastalıklarına hassas olduğundan nemli iklim bölgelerinde yetiştiriciliği kısıtlıdır.
İran-Kafkasya Ekocoğrafik Grubu
Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Dağıstan, İran, Irak, Suriye, Kuzey Afrika, İspanya ve İtalya’nın bazı bölgelerindeki lokal kayısı seleksiyonlarını içerir. İran-Kafkasya, Dağıstan ve Kuzey Afrika olmak üzere üç bölgesel alt gruptan oluşur. İran-Kafkasya alt grubuna Hacıhaliloğlu, Hasanbey, Erevani (Şalak), Sateni, Spitak, Malayer ve Damavand çeşitleri, Dağıstan grubuna Hekobarsh, Bakour, Amor Leuch çeşitleri örnek verilebilir.
Bu grubun ağaçları Orta Asya grubunun ağaçları gibi güçlü ve uzun ömürlü değildir. Daha kalın dallara, uzun sürgünlere, geniş ve parlak yapraklara sahiptir. Ağaçları kış soğuklarına hassastır. Çiçek tomurcukları düşük soğuklama isteğine sahip olduğundan ağaçlar ilkbaharda erken çiçek açar. Çeşitlerin büyük çoğunluğu kendine verimsizdir.
Meyveler iri ve Orta Asya grubunun aksine ağaçlar her yıl düzenli meyve verme eğilimindedir. Grup içerisinde beyaz, krem ve sarı meyve etine sahip çeşitler çoğunluktadır. Genellikle tohumları tatlıdır. Yüksek şeker içeriğine sahip küçük meyveli çeşitler kurutulurken daha büyük meyveli çeşitler sofralık veya konservelik olarak değerlendirilmektedir.
Avrupa Ekocoğrafik Grubu
Orijin bakımından en genç ve en az kayısı çeşidine sahip gruptur. Batı, Doğu ve Kuzey Avrupa olmak üzere üç bölgesel alt grubu bulunmaktadır. Batı Avrupa alt grubuna Canino, Rouge du Rousillon, Montedoro, Cafona, Harcot, Veecot, Royal ve Monqui çeşitleri, Doğu Avrupa grubuna Hungarian Best ve Ananassa
çeşitleri, Kuzey Avrupa gurubuna ise Ukrayna “Zerdali “ tipi örnek olarak verilebilir. Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Afrika ve Avustralya’da yetiştirilen kayısı çeşitleri bu gruba aittir. Ağaçları zayıf gelişmekte ve erken meyveye yatmaktadır. Çiçek tomurcuklarının soğuklama gereksinimi düşük olmasına karşılık kış dinlenme dönemindeki soğuklara oldukça dayanıklıdır. Bazı zerdaliler oldukça uzun bir çiçeklenme dönemine sahiptir. Çiçeklenme dönemine rastlayan donlardan çiçeklerin bir bölümü zarar görse bile yeni açan çiçekler bir miktar ürünün hasadına imkan vermektedir.
Perfection, Riland, Skaha, Chuthagold, Szegedi Mammuth, Cegledi Orias, Ligeti Orias, Prococe de Montplaisir ve Desforges dışındaki Avrupa çeşitlerinin çoğu kendine verimlidir. Meyve iriliği orta ile büyük arasında değişmektedir. Meyve kabuk rengi sarı ve turuncu olup çeşitler kayısıya özgü aromaya sahiptir. Orta Asya ve İran-Kafkasya grubu kültür çeşitlerine göre daha düşük şeker ve daha yüksek asit oranlarına sahiptir. Çeşitlerin çoğunun (Moorpark hariç) tohumları acıdır. Genel olarak Avrupa grubu, Orta Asya ve İran-Kafkasya grubuna göre fungal hastalıklara daha dayanıklıdır. Fakat grupta geniş bir genetik varyasyonun olmaması nedeniyle hasat dönemi kısadır. Orta Asya grubunun dört buçuk aylık meyve hasat periyodu ile karşılaştırıldığında bu grupta meyve hasadı bir ay gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanmaktadır.
Kuzey Çin Ekocoğrafik Grubu
Kuzey Çin’in dağlık alanlarında P. armeniaca L.’nin doğal olarak bulunduğu kayısı tiplerini kapsamaktadır.
Doğu Çin Ekocoğrafik Grubu
Orta Çin ve Japonya’da bulunan birçok kayısı çeşidi ile birlikte P. armeniaca var. ansu türünü içermektedir.
Yukarıda özellikleri belirtilen 6 ekocoğrafik gruba ilave olarak bazı araştırıcılar Tibet ve Kuzeydoğu Çin olmak üzere iki ekocoğrafik gruptan daha bahsetmektedir. Bunlardan Tibet grubu P. armeniaca var. holosericea türüne ait kayısıları, Kuzeydoğu Çin grubu ise P. armeniaca, P. sibirica ve P. mandshurica türlerine ait kayısı çeşit ve tiplerini içermektedir.
Fakat üzerinde önemle durulması gereken konu Çin'de bulunan değerli gen kaynakları yakacak odun, kereste ve yeni tarla arazileri elde etmek amacıyla burada yaşayan insanlar tarafından hızla yok edilmektedir. Birçok bölgede ise tohumdan yetiştirilmiş zerdali tiplerinin yerini ıslah edilmiş kayısı çeşitleri almaktadır. Çin'de yok edilen kayısı kaynaklarının biran önce kapsamlı
seleksiyon çalışmaları ile incelenerek değerli gen kaynaklarının koruma altına alınması gerekmektedir.
Kayısı Türleri
Prunus armeniaca L.
Dünyada yetiştiriciliği yapılan kayısıların büyük çoğunluğu Prunus armeniaca L. türüne aittir. Prunus armeniaca L.' nin Çin Setti’nin bulunduğu Kuzey ve Kuzeydoğu Çin’in dağlık alanları ile Mançurya’da (Hisingan Şan, İn Şan, Ala Şan, Nan Şan) ortaya çıktığına inanılmaktadır. Bu alan aynı zamanda başka bir kayısı türü olan Prunus sibirica L.' nin güneydeki yayılma alanı ile çakışmaktadır. Hinjiang Otonom Bölgesindeki Tyan-Şan Dağları, Orta Asya’da Cungar ve Zailiy Dağlarında türe ait yabani kayısılar doğal olarak yetişmekte ve kayısı ağaçları ormanlar halinde bulunmaktadır. Bu bölge P. armeniaca L.’ nin ikinci vatanı olarak kabul edilmektedir. Orta Asya, Afganistan, Keşmir, İran, Türkiye ve Trans-Kafkasya’da tohumdan yetiştirilen fidanlarla tesis edilmiş kayısı bahçeleri geniş alana yayılmış olup bu bölgelerde çok değerli gen kaynakları mevcuttur.
Prunus armeniaca L. türüne ait ağaçlar genellikle 10-15 metre yüksekliktedir. Ağaçlar daha ziyade kurak, taşlı ve kıraç topraklardan hoşlanır. Buna karşılık ağaçlar nemli iklim koşulları ve yüksek taban suyundan zarar görür. Oval, kalp veya eliptik şekilli yaprakların kenarları dişlidir. Kırmızı ve uzun yaprak saplarının üzerinde 1-5 adet siğil bulunur. Çiçekleri beyaz veya pembe renkli olup erken çiçek açmaktadır. Ağaçları ve dinlenme dönemindeki tomurcukları -25, -30 ºC’ a dayanabilmektedir.
Yabani kayısı ağaçlarının meyvesi yenilebilir durumda olup lifli meyve etine sahiptirler. Meyve yendikten sonra ağızda acı bir tat bırakır. Çekirdek meyve etine yapışık veya serbest haldedir. Yetiştiriciliği yapılan kayısı çeşitlerinde meyve ağırlığı 25-60 g arasında değişmekte, nadiren 100 gramın üstünde meyvelere rastlanmaktadır. Fakat Çin’de meyve ağırlığı 200 gramdan daha büyük kayısı çeşitlerin bulunduğu bildirilmektedir. Meyve et rengi beyaz, krem, sarı veya koyu turuncudur. Yine tür içinde tüysüz meyvelere sahip tiplere rastlanmaktadır.
Prunus armeniaca var. ansu Maxim. (Ansu Kayısısı)
“Şeftali benzeri kayısılar” da denilen P. ansu’ nun anavatanının Batı Siçuan Bölgesi ve Doğu Tibet olduğu tahmin edilmektedir. Rutubetli iklime sahip Doğu Çin, Güney Kore ve Japonya’da yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bazı
araştırıcılar bu türün Prunus armeniaca L.' den türediğini ileri sürmektedir. Rutubetli koşullara iyi adapte olduğundan pomologlar gibi botanikçiler de P. ansu’yu ayrı bir tür alarak grublandırmışlardır. Ağaçları çiçek monilyası ve çil hastalığı başta olmak üzere birçok fungal hastalığa dayanıklıdır.
Yaprakları P. armeniaca L.' ye göre daha eliptiktir. Çekirdek meyve etine yapışık olmayıp meyve küçük, 2-3 cm çapında, ekşi fakat yenilebilir durumdadır. Çok sayıda çeşidi Japonya ve Çin’de tanınmakta ve yetiştirilmektedir. Türe ait Japon kayısı çeşitleri pembe çiçeklidir. Prunus armeniaca L.' ye göre daha büyük meyveli, az veya çok ekşi olup ağaçları daha sağlıklıdır. Bu kayısıların Japonya’ya M.S. 800’lü yıllarda Budist Rahipler tarafından getirildiği sanılmaktadır.
Prunus mume (Sieb.) Sieb. et Zucc. (Japon Kayısısı)
Orta Çin’in dağlık alanların doğal bitkisidir. Bu bölgenin iklimi P. armeniaca’nın doğal olarak bulunduğu alanlara göre daha sıcak ve nemlidir. Ağaçların habitüsü küçük (8 metre yüksekliğinde) ve çalımsı formdadır. Ağaçlar gri veya yeşil renkli kabuğa sahiptir. Yıllık sürgünleri yeşildir. Ağaçları nemli iklim ve toprak şartlarına karşı dayanıklı fakat soğuğa hassastır. P. mume genel olarak hastalıklara dayanıklı olsa bile bazı hastalıklara (örneğin Xanthomonas spp.) hassastır. Oval şekildeki yaprakların kenarları ince dişlidir. Erken ve güzel açan çiçekleri nedeniyle birçok P. mume çeşidi süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Çiçekler tekli veya çiftlidir. Çiçek rengi beyaz, pembe veya Kankobai, Kobai ve Yaezakikanko çeşitlerinde olduğu gibi kırmızıdır. Bazı çeşitler (Bagigo, Gyokuei, Kamukai) yenilebilir meyveye sahip olmasına karşılık çoğunluğu reçel veya konserve yapılmayacak kadar çok asitlidir. Bu gibi meyveler likör veya salamura imalatında kullanılmaktadır. Meyve ağırlığı 3 g (Koume) ile 63 g (Bungo Single) arasında değişmektedir. Meyve yuvarlak şekilli, çekirdek meyve etine yapışık ve tatlıdır. Meyve eti yeşil veya sarı renkte, sert, kuru ve ekşidir.
Prunus sibirica L. (Sibirya Kayısısı)
Kayısı türleri içinde en geniş yayılma alanına sahiptir. Yayılma alanı Baykal Gölü, Mançurya, Kuzey Kore, Gobi Çölünün güney ve kuzeyindeki dağlık alanlar, Selenge Irmağı, güneyde Moğolistan dağları Kuzey Çin’in batısında bulunan Yellow ırmağına uzanır. Bazı araştırıcılar Prunus davidiana Carr.’ı bu türe dahil etmektedirler. Ağaçları küçük, çalımsı formda (1-3 m yükseklikte) olup kurağa dayanıklıdır. Ağaçları ve tomurcukları kış dinlenme döneminde –40, -50 ºC’ a kadar düşen soğuklara dayanır. Islah çalışmalarında soğuklara dayanıklı çeşitlerin elde edilmesinde kullanılır. Kısa dinlenme periyoduna sahip olması ve çiçeklenmesi için daha düşük sıcaklık toplamına ihtiyaç göstermesi nedeniyle P. armeniaca L.' ye göre daha erken çiçek açmaktadır.
Yaprakları uzun-oval şekillidir. Çiçekleri çoğunlukla pembe, nadiren beyazdır. Meyve küçük, 1.2-2.5 cm çapında ve çekirdek meyve etine yapışık değildir. Meyve yuvarlak şekilli, meyve eti sert dokulu, ekşi veya acı, kuru ve çoğunlukla yenilmez durumdadır. İnce meyve etine sahip olup (3 mm kalınlığında) çoğunlukla olgunlaşma periyodunun sonlarına doğru meyve eti çatlamakta, bademde olduğu gibi çekirdek düşmektedir.
Prunus mandshurica (Maxim.) Koehne (Mançurya Kayısısı)
Doğu Mançurya, Kuzey Kore ile kuzey-doğudaki Uzuri ve Amur ırmaklarının dağ eteklerinde rastlanır. Bu alanlarda yabani ve kültüre alınmış formlara rastlamak mümkündür. Bazı araştırıcılar kayısının bir alt türü olduğunu düşünmektedir. Prunus armeniaca L. ile birlikte bulunduğu alanlarda bu iki türün doğal melezlerine rastlanmaktadır. Ağaçlar büyük (10-20 m yükseklikte) ve –40, -45 ºC soğuklara dayanıklıdır. Prunus sibirica gibi kış dinlenme periyodu ve dinlenme sonrası sıcaklık gereksinimi düşüktür.
Yapraklar büyük, oval şekilli, koyu yeşil renkli ve yaprak kenarları keskin dişlidir. Çiçekler büyük (2-5 cm çapında), pembe renkli ve bir cm uzunluğunda çiçek saplarına sahiptir. Meyve küçük (2.5 cm çapında) ve ince sarı renkli meyve etine sahiptir. Meyve eti P. sibirica’ya göre daha fazla olup ekşi tatta ve meyve et dokusu büzülmüştür. Nadiren büyük meyveli ve yenilebilir tatta meyvelere rastlanır. Çekirdek yuvarlak şekilli ve çoğunlukla acıdır.
Prunus davidiana Carr.
Bazı araştırıcılar Prunus sibirica’ya benzediğini ve Prunus sibirica Var. davidiana olarak sınıflandırmanın daha doğru olacağını ileri sürmektedir. P. davidiana Pekin yakınlarında toplanan materyalden tanımlanmıştır. Yayılma alanı Kuzeydoğu Çin, Güneydoğu Mançurya, ve Kuzey Kore’nin ılık ve rutubetli dağlık alanlarıdır.
Prunus X dasycarpa Ehrh. (Siyah veya Mor Kayısı)
Prunus armeniaca ve Prunus cerasifera’nın doğal melezi olduğu konusunda görüşler vardır. Bu iki türün bir arada bulunduğu bölgelerde daha sık rastlanır. Türe ait kayısı çeşitleri (Örneğin Tlor-tsiran, Aleksander Çerniy ve Purpurovıy ranniy) Orta Asya, Keşmir, Afganistan, Belucistan, İran ve Trans-Kafkasya’da yetiştirilmektedir. Ağaçları P. armeniaca L.' ye göre daha küçük, fungal hastalıklara ve soğuklara dayanıklıdır. P. armeniaca L.' ye göre daha geç çiçek açmaktadır.
Küçük ve dar olan yaprakları daha çok erik yaprağına benzer. Çiçekleri küçük, beyaz ve gösterişlidir. Meyve küçük, çekirdek meyve etine yapışık, meyve kabuğu koyu mor, bazen sarı renkte, meyve et rengi sarı veya kırmızı olup meyveler mayhoş tattadır. Meyveleri kısa tüylü olup bademe benzer. Diğer kayısı türlerinin aksine meyveler 7-12 mm uzunlukta ve incedir.
Prunus armeniaca var. holosericea Batal. (Tibet Kayısısı)
Çin’in Doğu Tibet ve Batı Sichuan Bölgelerinde doğal olarak yetişmektedir. Ağaçları küçük, 3-5 m yüksekliktedir. Yaprakları uzun-oval şekilli ve kısa yaprak saplarına sahiptir. Yaprak damarlarının üzerinde türe özgü kırmızı tüyler bulunur. Meyve orta büyüklükte, meyve eti ince, çekirdekleri büyük ve oval şekillidir. Çekirdekleri P. mume'ye göre daha ufaktır. Bu türe ait seleksiyonlar batıdaki araştırıcıların koleksiyonlarında bulunmamaktadır. Japonya’nın kuzeyinde bulunan kayısı çeşitlerinin P. holosericea’dan türediği sanılmaktadır.
Prunus brigantiaca Vill. (Briancon Kayısısı-Alp Eriği)
Bazı araştırıcılar tarafından önceleri kayısının bir tipi olarak kabul edilmiş, fakat sonradan bir tür olduğu anlaşılmıştır. Türe ait tohumlar parfüm yapımında hammadde olarak kullanılır. Fransa’nın güneydoğusundaki Alp’lerin yamaçlarında küçük ağaçlar şeklinde doğal olarak yetişmektedir. Meyveleri küçük, sarı renkli, yuvarlak şekilli olup meyve eti liflidir. Tomurcuklarda birden fazla çiçek bulunmakta ve geç çiçek açmaktadır. Bazı araştırıcılar P. brigantiaca’nın morfolojik özellikleri ve P. ceresifera ile çaprazlamadaki başarısı nedeniyle bu türü erik olarak sınıflandırmanın daha doğru olacağını ifade etmektedirler
KAYISI KONUSUNDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?¿
Dünyada yaklaşık 1750 kayısı çeşit ve tipinin bulunduğunu, bunların 1230’nun bazı özelliklerinin “Avrupa Kayısı Katalogu”nda 1989 yılında yayınlandığını,
Çekoslovakya’da “Jousyska”; Bulgaristan’da “Persiana”, “Ambrozia Ranna”, “Bijla Kasna”, “Edra Ranna”, “Chehia I”; İtalya’da “Hafzi Hatif 7/53”, “Hamurı Bakkır”, “Hatif 721”, “Hatif Hatif”, “Kalısarıfı”, “Muhittin Bey”; Macaristan’da “Cegledi Mamut”, “Szegedi Mamut” kayısı çeşitlerinin yıllar öncesinde Anadolu’dan götürüldüğünü,
1502’de Osmanlı Padişahı II. Bayezid Han tarafından çıkarılan ve Türkiye’nin ilk standardı kabul edilen Kanunname-i İhtisab-ı Bursa’da “yaş zerdalinin, ilkin iki yüz dirhemi bir akçaya, üç günden sonra üç yüz dirhemi, daha sonra gelişine göre bu kıyas üzerinden narh verileceği” şeklinde bir standardın konduğunu,
Dünyada yaş kayısı üretimi 1000 tonun üzerinde olan ülke sayısının elli beş, bu ülkeler arasında yaş kayısı üretimi yıllık 100 bin tonun üzerinde olanlarının sayısının yedi olduğunu,
1961 yılında 1.3 milyon ton olan dünya yaş kayısı üretiminin kırk iki yıl sonra ancak % 100’lük bir artışla 2.7 milyon tona çıktığını, kayısı üretimindeki artışın elma, şeftali ve turunçgillerle mukayese edilemeyecek ölçüde düşük olduğunu,
1994 yılında Ermenilerin kayısı bitkisine olan vefa borçlarını ödemek için gümüşten madeni hatıra paraları bastırdığını, madeni hatıra paranın bir yüzünde kayısı yaprağı ve meyvesi, diğer yüzünde ise kayısının İngilizce ve Ermenice isimlerinin bulunduğunu,
İngilizce karşılığı “apricot” olan kayısının kelime kökünün Latince’de “erken olgunlaşan küçük meyve” veya “erken olgunlaşan küçük elma” anlamına gelen “pecoquum” olduğunu, bu kelimeyi ilk defa M.Ö. I. yüzyılda kayısıyı Yakın Doğudan Roma’ya getiren askerlerin kullandığını,
Mişmiş kelimesinin Türkçeye Arapça’dan geçtiğini, biliyor musunuz?
2001 yılında Türk Patent Enstitüsü tarafından Malatya Kayısısı’nın coğrafik işaret olarak tescil edildiğini ve Türkiye’nin başka illerinde üretilen yaş ve kuru kayısıların Malatya Kayısısı adı altında satmanın artık suç olduğunu,
Kayısı meyvelerinin en ideal lezzet ve aromaya ağaç üzerinde tam olgunluk safhasında ulaştığını, fakat bu safhada hasat edilen meyvelerin kalitesini kısa sürede kaybettiğini,
Dünyada sofralık olarak tüketilen kayısı meyvelerinin çok önemli bölümünün ideal olgunluk safhasına gelmeden erken hasat edildiğini,
Sofralık kayısı çeşitlerinin büyük bölümünün ideal lezzet ve aromasının tüketici tarafından bilinmediğini,
Yunan Mitolojisi’ndeki ünlü “Altın Elma (Golden Apples)” efsanesinin aslında kayısı işaret ettiğini,
Eski İran ve Mısır’da kayısıya “Güneşin altın yumurtası (The golden eggs of sun)” dendiğini,
Bazı kaynaklarda kayısıya “Ermeni Eriği (Armenian Plum)” isminin verildiğini,
Kuru kayısının vitamin ve mineral madde bakımından baldan daha besleyici olduğunu,
Afganistan’da kayısı meyvelerinin ishal edici ve ateş düşürücü olarak kullanıldığını,
Tibet’te çiğnenmiş zerdali meyvesinin göz iltihabına karşı kullanıldığını,
Hindistan’da birçok yemek ve salatalara ekşi tat vermek için (sirke yerine) güneşte kurutulmuş zerdali meyvesinin kullanıldığını biliyor musunuz?
Polonyalılara özgü kayısı çorbasının bu milletçe sevildiğini,
M.S. 200’lü yıllarda bir yemek kitabı yazan Romalı Apicius kitabında kuru kayısı, şarap, sirke ve baldan yapılan bir kayısı mezesinin ve kayısı, badem, şarap, zeytin yağı ve baldan yapılan bir tavuk yemeğinin tariflerini verdiğini,
En kaliteli kayısı likörünün bol aromalı Tokaloğlu kayısısından elde edildiğini,
Endülüslü kadınların, erkekleri etkilemek için eteklerinin altına kayısı yaprakları ve çiçekleri koyduklarını,
“Kayısı ağacını ağlatan adam” olarak da ünlenen Djivan Gasparyan’ın “Cennetten Kayısılar (Apricots from Eden)”adını verdiği bir albümü 1996 yılında New York’ta çıkardığını,
1982-2002 yılları arasında ihraç edilen 795 bin ton kuru kayısıdan Türkiye’nin yaklaşık 1.6 milyar $ gelir elde ettiğini,
2001 yılında ülkemizden kuru kayısı ihracat edilen ülke sayının 86’ya yükseldiğini,
Türkiye’de yaklaşık 15.5 milyon, dünya da ise yaklaşık 70.000.000 adet kayısı ağacı bulunduğunu,
Dünyada kayısı üretiminin yapıldığı ülke sayının 60, yılık yaş kayısı üretimi 10 bin tonun üzerinde olan ülke sayısının 35 olduğunu,
2002 yılı FAO rakamlarına göre dünya yaş kayısı üretiminin 2.7 milyon ton olduğunu,
580 bin tonluk üretimiyle dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 21’nin Türkiye’ye ait olduğunu,
Dünyada yaklaşık 380.547 hektar alanda kayısı tarımının yapıldığını biliyor musunuz?
Hindistan ve Doğu Tibet arasında bulunan Kinnaur’da (Himalaya Paradesh) kayısı tohumlarından çıkarılan yağın yemek yağı olarak kullanıldığını,
İnciaz Eriği, Plumcot, Pluot ve Aprium’un birer kayısı X erik melezi olduğunu,
Rüyada kayısı meyvesi görmenin, gelecekte güzel bir haber alınacağına, kayısı yemenin ise şansın iyi gideceği anlamına geldiğini,
Dünyanın en kaliteli zurna ve düdük gibi üflemeli müzik aletlerinin Ermeni Ustalar tarafından kayısı ağacından yapıldığını,
M.Ö. 551-479 yılları arasında yaşayan ünlü filozof Konfüçyüs’ün felsefesini Qufu Şehri’ndeki bir kayısı ağacının gölgesinde (Apricot Tree Pavilion [Xing Tan Ge]) öğrencilerine öğrettiğini,
Kuru meyveleri daha önce bilinmesine karşılık kayısının İngiltere’de ilk defa Kral VIII Henry’in sarayında bahçıvanları tarafından 1542’de yetiştirildiğini,
Geleneksel Arap Mutfağı’nda, kuru kayısının etli yemeklerin yapımında yemek malzemesi olarak kullanıldığını,
M.S. I. yüzyılda Romalı doğa bilimci Büyük Pliny’in kayısıyı büyüklük bakımından erik ve şeftali arasında bir meyve olarak tarif ettiğini,
Kayısıyı Yeni Dünyaya götüren İspanyolların önce kayısıyı Meksika’da yetiştirmek istediklerini başarılı sonuç alamayınca Kaliforniya’ya götürdüklerini,
Hintlilerin “Chatni (Chutney)” ismini verdikleri şeker, baharat, üzüm ve ekşi kuru kayısıların karışımı ile hazırladıkları tatlı-ekşi karışımı bir yiyeceği fazlaca sevdiklerini biliyor musunuz?
HABER VE DUYURULAR
TRT 2 ‘de 04.03.2003 tarihinde yayınlanan Bu Toprağın Sesi Programında KAUM Merkez Müdürü Yrd. Doç. Dr. Bayram Murat ASMA tarafından yazılan Kayısı Yetiştiriciliği kitabının 08:50-09.00 saatleri arasında tanıtımı yapılmıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
ER TV’de 12.12.2002 tarihinden itibaren “Kayısı Günlüğü” adında bir program hazırlanmaya başlanmıştır. Her Perşembe saat 18:00-18:30 saatleri arasında sunulan programda Malatya’daki kayısı üreticilerine sulama, gübreleme, ilaçlama, fidan dikim ve kayısı ile ilgili güncel ve görüntülü bilgiler sunulmaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------
26 Kasım 2002 tarihinde ER TV’de yapımcılığını Niyazi DOĞAN’IN yaptığı Aklın Yolu Programına konuk olan Yrd. Doç. Dr. Bayram Murat ASMA 2.5 saat süreyle KAUM, yürütülen projeler ve kayısı ile ilgili genel konular hakkında bilgi sunmuştur.
--------------------------------------------------------------------------------
15 Ekim 2002 tarihinde TRT2’de Yapımcılığını Taner GÜRBÜZ’ÜN yaptığı Gide Gide GAP programına canlı telefon bağlantısı ile katılan Yrd. Doç. Dr. Bayram Murat ASMA İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürlüğü’nün çalışmaları hakkında bilgi sunmuştur. Ayrıca program akışına bağlı olarak kayısı ile ilgili soruları cevaplamıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
I. Kayısı Sempozyumu 5 Nisan 2001 Tarihinde Belediye Konferans Salonunda Yapıldı.
Kayısı Araştırma, Geliştirme ve Tanıtma Vakfı'nın organize ettiği sempozyumda;
1. Oturum - Kayısı Yetiştiriciliğinin Önemli Sorunları
- Prof. Dr. Neşet KILINÇER-TUBİTAK
- Prof. Dr. Ruhinaz GÜLCAN-Ege Üniv.
- Yrd. Doç.Dr. Bayram Murat ASMA-İnönü Üniv.
- Dr. Gürsel KÜSEK-Köy Hizmetleri İl Md.
2. Oturum -Kayısıyı Tehdit Eden Hastalık ve Zararlılar
- Prof. Dr. Sadettin BALOĞLU-Çukurova Üniv
- Prof. Dr. Ali ERKILIÇ-Çukurova Üniv.
- Prof. Dr Halil ELEKÇİOĞLU-Çukurova Üniv.
- Prof. Dr. Nezihi UYGUR-Çukurova Üniv.
3. Oturum - Kuru Kayısıda Kurutma, Kalite, İşleme Ve Paketleme
- Sedat USLU-Meyvecilik Araştırma Enst.
- Doç. Dr. Ahmet BAYSAR-İnönü Üniv.
- Doç. Dr. Hüseyin GÜN-TUBİTAK
- Prof. Dr. Fikret PAZIR-Ege Üniv.
4. Oturum - Kayısıda Tanıtım-Pazarlama
- Dr. Efsun KARABUDAK-Hacettepe Üniv.
- Arş. Grv. Hakan ADANACIOĞLU-Ege Üniv.
- Uz. Yrd. Çağatay ÖZDEN-İGEME
Kayısı Üreticilerinin yoğun ilgi gösterdiği sempozyum sonunda genel değerlendirme ve tartışmanın yapıldığı oturuma geçildi. Kayısı üreticilerinin ortak isteği kayısının iyi bir tanıtım ile geniş kitlelere duyurulması ve bunu mutlaka bir resmi kurumun üstlenmesi yönündeydi.Ayrıca I. boy bir kg kayısının gerçek değerinin 2-2.5 milyon TL olması gerektiği fakat bugün 500-600 bin TL alıcı bulmasının çiftçiyi çok zor durumda bıraktığı, bu fiyatların üretim maliyetlerinin altında kaldığı dile getirildi.
SONUÇ: 1998 Yılında gerçekleştirilen I. Kayısı Şurası ve 2001 yılında yapılan I. Kayısı Sempozyumunun ortak sonucu; artık çevre illerle birlikte 100 bin tona yaklaşan kuru kayısı üretimin inin pazarlanması aşamasında büyük sorunların yaşandığı ve bu sorunların önümüzdeki yıllarda da devam edeceğinin kesinlik kazanmış olmasıdır. Bugüne kadar kayısıya alternatif ürünlerin geliştirilememesi sonucu sulanabilir tarım alanlarının tümüyle kayısı üretimine ayrılması, kuru kayısının hammadde olarak 10-15 kg kutularda satılması, kuru kayısıdan yeni gıda ürünlerin geliştirilememesi ve en önemlisi kayısının insan sağlığına etkisinin ülkemiz insanları tarafından bilinmediği artık su yüzünde çıkmıştır. Ancak bu toplantılarda belki de olumlu sayılacak bir başka gerçek daha ortaya çıkmıştır. Bu gerçek ise bugüne kadar kayısıda pazar sorunun çözümünün Malatya dışında aranmasın sadece zaman kaybı olduğu, gerçek çözümün kayısı üreticileri ve kayısı ihracatçılarının bir araya gelmesi ve birlikte hareket etmesi ile bulunacağının anlaşılmış olmasıdır.
--------------------------------------------------------------------------------
Seminerler dizisinin üçüncüsü14 Mart Çarşamba günü saat 14.00'de Hekimhan Öğretmenevinde yapıldı. Hekimhan Kaymakamı, Hekimhan, Güzelyurt ve Hasançelebi Belediye Başkanları, Hekimhan Ekspres gazetesi, İlçe Tarım Müdürü ve personeli, ilçede görevli birçok kamu görevlisi ve 200'ün üzerinde kayısı üreticisinin katıldığı seminer 2.5 saat sürdü. Hekimhanlıların çok büyük ilgi gösterdiği seminer sonunda başta ilçe kaymakamı ve belediye başkanları olmak üzere ilçe çiftçileri "kayısı ile birlikte ceviz konusunda seminer programlarının sık sık tekrarlanmasını arzu ettiklerini" ifade ettiler.
--------------------------------------------------------------------------------
* KAUM tarafından gerçekleştirilen seminer çalışmalarının ikincisi 28 Şubat Çarşamba günü saat 14.00'de Akçadağ Öğretmen evinde yapıldı. Akçadağ Kaymakamı, Akçadağ ve Ören Belediye Başkanı, Sultan suyu Tarım işletmesi, Akçadağ Tarım İlçe Müdürlüğü teknik personeli ve Akçadağlı kayısı üreticilerinin yoğun ilgi gösterdiği seminer yaklaşık iki saat sürdü. Seminer sonunda üretici ve teknik elamanların soruları cevaplandırıldı.
--------------------------------------------------------------------------------
* İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma Uygulama Merkez Müdürlüğünün (KAUM) 2001 yılı eğitim çalışmalarının ilki 21 Şubat Çarşamba günü saat 14.00'de Battalgazi Öğretmen evinde yapıldı. Konuşmacı olarak İnönü Ü. Fen-Edebiyat Fak. Biyoloji Bölümü Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Elşad HÜSEYİNOV ve Yrd. Doç. Dr Bayram Murat ASMA'nın katıldığı seminerde üretim, hastalık, hastalık ve zararlılar ile pazarlama ile ilgili bilgiler verildi, üretici ve teknik personele slayt gösterisi yapıldı. Toplam 53 kişinin katıldığı seminer sonunda üretici ve teknik personelden gelen sorulara cevap verildi.
--------------------------------------------------------------------------------
Kuru Kayısı'da Malatya'ya Rakip mi Çıkıyor?
Avustralya'da SARDİ Bahçecilik Araştırma Enstitüsü tarafından Türkiye ve Suriye'den götürülen kayısı tohumları ile 1980'li yılların başında bir ıslah programı başlatılmıştır. Anadolu orjinli (büyük olasılıkla Malatya) kayısı çöğürlerinin Trevatt kayısı çeşidi ile melezlenmesi sonucu geliştirilen ve Güney Avustralya şartlarında iyi adapte olan Rivergem kayısı çeşidi Avustralya şartlarında 7-15 Aralıkta hasat edilmektedir. Suda çözünür kuru madde miktarı % 21-22 arasında olan Rivergem çeşidinin dört kg yaş meyvesinden bir kg kuru kayısı elde edilmektedir. Ayrıca SARDİ Bahçecilik Enstitüsünden bugüne kadar kuru kayısı ile ilgili 30'un üzerinde proje bitirilmiş olup araştırma sonuçları sözkonusu enstitünün Web sayfasından yayınlanmaktadır. Bu haber SARDİ Horticulture adlı Web sayfasından derlenmiştir.
--------------------------------------------------------------------------------
Kuru Kayısının Pazar Sorunu İçin Doğru Karar: Tanıtım...
O Halde Nasıl Bir Tanıtım?
Kuru kayısının içinde bulunduğu pazar sorununun çözümü için bugün gelinen nokta; kayısının insan sağlığına faydaları etkin tanıtım faaliyetleri geniş kitlelere duyurulmasıdır. Ancak bu tanıtım programları bir avuç fındık kampanyasında olduğu gibi pahalı televizyon reklamlarıyla yapılmak istenirse büyük harcamalar sonucunda küçük başarıların elde edilmesi şaşırtıcı olmamalıdır. Zira tüketici televizyonda izlediği reklamların ne kadarına inanıyor veya inandırıcı buluyor bu soruların cevabını tam olarak hiç kimse bilmiyor. Fındık tanıtım grubu tarafından 1998 yılı Ekim ayında başlatılan tanıtım kampanyasında bugüne kadar yaklaşık 3 milyon $ harcandı. Bu büyük harcamalar karşısında birçok kesim tarafından "Bir Avuç Fındık Kampanyasının" başarılı olduğu görüşü hakim. Ancak unutulan konu her yıl devlet tarafından fındık üreticisine 100 trilyonun üzerinde DFİF kredisinin verilmesidir. Bugüne kadar ciddi manada hiç bir tanıtım kampanyasının yapılmadığı kayısıda bugün yaşanan iç ve dış tüketimdeki darboğazlar kesinlikle yıllarca göz ardı edilen sorunların birikmiş halidir. Diğer taraftan her yıl devlet tarafından başta fındık olmak üzere incir, kuru üzüm, pamuk ve diğer ürünlere verilen DFİF kredisinin yarısı kayısıya verilmiş olsaydı belki de bu sorunların birçoğu bugün yaşanmıyor olacaktı...
Geç kalınmış bile olsa kuru kayısıda tanıtım çalışmalarının olumlu sonuçlar getireceği kesindir. Fakat tanıtım çalışmalarının profesyonel kadrolar tarafından bilimsel verilerce desteklenerek yapılmasının başarı için birinci şart olduğu unutulmamalıdır. Fındıkta olduğu gibi (bilimsel veriler olmadan sadece atıfta bulunularak) kayısının da her derde deva olduğu temeline dayanan kampanyaların başarılı olması mümkün değildir. Kayısının A vitamini, potasyum, fosfor ve özellikle diyet lifi bakımından zengin olduğunun lanse edilmesi ve bunların insan vücudundaki etkilerinin açıklanması tanıtımda büyük kazanç sağlayacaktır. Son Söz: Yanlış yapılan tanıtım kampanyalarının ters etki yapacağı unutulmamalıdır. (05.02.2001)
--------------------------------------------------------------------------------
*Fındık tüketiminin artırılması amacıyla "hergün bir avuç fındık" sloganıyla 2.5 milyon dolarlık bir kampanya başlatıldı.Yıllık üretimi 400-600 bin ton arasında değişen kabuklu fındığın yurtiçi tüketimi iç fındık olarak 60 bin tonda kalırken ihracatın yeterli olmaması nedeniyle her yıl stok sorunu yaşanıyor.
Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) koordinatörlüğünde İstanbul ve Karadeniz ihracatçı birlikleri tarafından başlatılan yaklaşık 2.5 milyon dolarlık tanıtım kampanyası 3 ay sürecek. İlk aşamada basılı medya organlarında başlatılan kampanya, daha sonra TV, radyo ve billboardlara da taşınacak.
Bu haber 05.09.1999 Tarihli Hürriyet Gazetesinden alınmıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
Kayısı Üreticinin Elinde Kaldı
Malatya Valiliği kayısıda bu yıl yaşanan rekolte fazlalığı nedeniyle Milli Savunma Bakanlığına başvuruda bulunarak, askeri birliklerde kayısı tüketiminin artırılması istendi. Vali Mustafa Yıldırım tarafından Milli Savunma Bakanlığına gönderilen yazıda 50 bin ailenin geçimini sağlayan kayısının Malatya ekonomisinin temeli olduğu ve kuru kayısı ihraca- tından Türkiye'nin yıllık 130-150 milyon $ arasında döviz girdisi sağlandığı belirtildi. Kayısının yıllık ortalama üretiminin 80 bin ton civarında olduğu, hava şartlarına bağlı olarak rekoltenin değiştiği ifade edilen yazıda " Dünya kuru kayısı pazarının % 70'ine Malatya sahiptir. 2000 yılında tarihi rekor kırılarak 120 bin kuru kayısı elde edilmiştir. Dış pazarda tüketim 60 bin ton civarında, iç tüketim ise 10 bin ton civarındadır. 50 bin ton kayısı üreticinin elinde kalmıştır. Bu yıl üreticinin elinde bulunan pazar fazlası kayısı ancak devletimizin desteği ile iç tüketimle eritebilinir. Bir nevi doğal vitamin özelliğine de sahip olan kayısının Türk Silahlı Kuvvetlerince yeterince satın alınması, hem kayısı üreticilerini hem de ilin ekonomisini rahatlatacaktır.
Bu haber 19.01.2001 Tarihli Dünya Gazetesinden alınmıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
En büyülü müzik enstrümanın kayısı ağacından yapıldığını biliyor musunuz?
En büyülü müzik enstrümanını bağırlarına basan, folklorlarının baş köşesine yerleştiren Ermeni ustalar çalgı yapımında kayısıdan başka ağaç kullanmıyor. "Duduk" yani "kayısı sopası" diyorlar adına. Civan Gasparyan, boyu 30 cm, sesi topu topu bir oktavlık bu primitif çalgıyla 30 yıldır dünyanın dört bir yanında etnik müzik dinleyicilerin ruhunu dinletiyor. Dünyayı dolaşıp konserler veriyor, CD'ler kaydediyor.
Bu haber 14.10.1999 Tarihli Hürriyet Gazetesinden alınmıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
Kayısı ile ilgili bir çok bilimsel veri ve resim www.sardi.sa.gov.au ve www.ozemail.com.au adreslerinden elde edilebilir.
--------------------------------------------------------------------------------
Malatya'da Ceviz Yetiştiriciliği Kayısıya Alternatif mi?
Bu konu ile ilgili ilk makale 1998 yılında Dr. Bayram Murat ASMA tarafından yazıldı ve "Battalgazi'de Teknik Tarım" Bülteninin 5. sayısında "Kayısıya Alternatif, Malatya'da Ceviz Yetiştiriciliği" başlığı ile yayınlandı. Makalede özet olarak "Özellikle kayısıda üretim artışı ile gündeme gelen pazarlama sorunları karşısında kayısıya alternatif olarak ceviz yetiştiriciliğin önerilebileceği, Malatya'da ilkbahar geç donlarının etkili olduğu alanlarda kayısıya göre cevizin daha az risk taşıdığı ifade edilmekte ve ceviz yetiştiriciliği hususunda bilgiler verilmektedir".
Yorum: Bazı şartlar yerine getirildiği sürece Malatya'da kayısıya alternatif olarak ceviz yetiştiriciliği önerilebilir.Bu şartlar;
1- Ceviz bol su ve derin toprak istediğinden yetiştiriciliği su problemi bulunmayan taban arazilerde yapılmalıdır. Bu alanlar aslında ilkbahar geç donlarından zarar görmesi nedeniyle kayısı yetiştiriciliğine uygun olmayan alanlardır. Kurak ve toprak derinliği fazla olmayan kıraç alanlarda özellikle aşılı ceviz fidanı dikerek (kazık kök kesildiğinden) başarılı sonuç almak mümkün değildir. Kurak ve kıraç alanlarda kesinlikle aşılı ceviz fidanı dikilmemeli bunun yerine tohumdan ceviz yetiştiriciliği yapılmalıdır.
2- Kayısı üretimini sınırlayan ilkbahar geç donlarının risk unsuru olarak sürekli var olduğu çukur ve taban araziler ile nehir kenarları (Battalgazi, Yazıhan, Dilek ve Merkez İlçeler) ceviz yetiştiriciliği için daha uygundur.
3- Bugüne kadar kayısı yetiştiriciliği konusunda deneyim kazanmış üreticilerin ceviz yetiştiriciliği konusunda bilgi sahibi olmaması ceviz yetiştiriciliğinde bazı problemleri de beraberinde getirecektir.
4- Ceviz fidanı dikimi bilinçli ve planlı yapılmalıdır. Aşırı ceviz fidanı dikimi ile önümüzdeki 10-20 yıllık dönemde meydana gelecek ceviz üretimindeki fazlalık bugün kayısıda yaşanılan pazarlama sorunlarının cevizde de yaşanmasına yol açacaktır.
Son Söz: Etkin bir şekilde tanıtım faaliyetleri yapılıp kayısının insan sağlığına etkileri ve besin değerleri geniş kitlelere anlatıldığı taktirde "Malatya'da hiçbir ürünün kayısının alternatifi olmayacağı" unutulmamalıdır.
--------------------------------------------------------------------------------
Merkezi Gaziantep'de bulunan Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin (Güneydoğu Birlik) depolarında bulunan 4.200 ton fıstık için pazar arayışları sürüyor. Üreticiden kilosu 2 milyon 400 bin liradan antepfıstığı alan Güneydoğu Birlik arz-talep dengesi oluşmadığı için antepfıstığını iç piyasaya satmayı şimdilik düşünmüyor, dış piyasalarda ise istenen ihracat bağlantılarının kurulamaması sıkıntı yaratıyor. Geçen yıl Mart ayında 3 milyon 500 bin lira olan antep fıstığının şu anda 1 milyon 800 bin liradan işlem görmesi üreticileri karamsarlığa itiyor. Şehitkamil Ziraat Odası Meclis Başkanı Zihni Kepkep; "rekoltenin yüksek olması, iç ve dış pazarlarda istenilen satışın yapılamaması nedeniyle antepfıstığında arz-talep dengesinin oluşmadığını belirterek yurda kaçak yollardan giren ve özellikle son üç aydan beri girişi hızlanan İran fıstığı da dengeninin oluşmasına engel oldu" dedi. Kepkep "bu yıl antepfıstığı üretiminin çok az olacağını ve fiyat dengesinin Nisan-Mayıs aylarında kurulacağını" dile getirdi ve "ihracat için İran fıstığının Türkiye'ye girişinin kesinlikle önlenmesi ve antepfıstığında yoğun tanıtım faaliyetlerine girişilmesi zorunlu zorunlu hale geldi" dedi.
Bu haber 16.01.2001 Tarihli Dünya Gazetesinden alınmıştır.
Yorum: Bu haberin kayısı ile ilgili bir sayfada verilmesindeki amaç; ülkemizin tarımsal ürünleri içerisinde pazarlama sorunlarının sadece kayısıda olmayıp benzer sorunlarının antepfıstığında, fındıkta da bulunduğu ve çözüm önerisinde birleşilen ortak paydanın tanıtım olduğunun dile getirilmesidir.
--------------------------------------------------------------------------------
Malatya denince ilk akla gelen kayısının insan vücudunda birçok yaranının yanı sıra cinsel gücü artırdığı da bildirildi. Malatya Belediyesi'nce hazırlanan; TÜBİTAK, Hacettepe ve Atatürk Üniversitesi gibi kurumların da kaynak gösterildiği "kayısının yararları" konulu tanıtım yazısında "sarı altın"nın insan vücuduna faydaları sıralandı. Kayısının yararları şöyle aktarıldı:
- Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stresi azaltır.
- Karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamirini sağlar.
- Kemiklerin daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
- Kan yapımını artırarak kansızlığa engel olur.
- Mide ve onikiparmak bağırsağı ülserinin oluşmasına engel olur. Bu arada ülserin iyileşmesinde de önemli rol oynar.
- Böbreklerde taş teşekkülünü azaltır.
- Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırır.
- Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
- Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli olarak çalışmasını sağlar.
- Kayısının potasyumca zengin sodyumca fakir ve A vitaminin öz maddesi karotence zengin olması insan beslenmesinde çok önemli boyutlar kazandırmaktadır.
Bu haber 21.11.2000 Tarihli Hürriyet Gazetesinden alınmıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri 2000 yılı içerisinde 413 trilyon 349 milyar liralık ürün alımı yaptı. Ürün alımı için hazine kaynaklı 218 trilyon 950 milyar lira Destekleme Fiyat İstikrar (Fonu (DFİF) kredisi kullanan birliklerin üreticiye 55 trilyon borcu bulunuyor.Bu sezon birlikler için kullandırılacak 250 trilyon liralık DFİF kredisinin 104 trilyon liralık bölümü Fiskobirlik'e fındık alımı için kullandırıldı. Fiskobirlik aldığı ürünün tamamını DFİF kredisi ile ödedi. TARİŞ ise bugüne kadar 43 trilyon liralık DFİF kredisi aldı. Tarişin pamuk, çekirdeksiz kuru üzüm, incir ve yeni başlayan zeytinyağı alımlarında ağırlıklı olarak kendi kaynakları ile alım yapması dikkat çekiyor.
Tarım satış kooperatifleri birliklerinin 2000-2001dönemi alım bilgileri, kredi ve borç durumları (14.12.2000 itibariyle).
(Birlik adı, ürün adı, Ürün fiyatı (TL/Kg), Alınan Miktar (Ton), Tutarı, Ödenen(milyon/TL))
TARİŞ, Kütlü Pamuk, 380.000, 192.045, 79.562.858.000, 20.000.000
TARİŞ, Ç.siz Kuru üzüm, 500.000, 75.910, 37.775.669.000, 20.000.000
TARİŞ, Kuru İncir, 700.000, 5.598, 3.595.369.000, 3.000.000
Çukobirlik, Kütlü pamuk, 305.000, 123.638, 48.656.000.000, 39.000.000
Fiskobirlik, Fındık, 1.100.000, 91.579, 98.929.993.000, 104.000.000
Kayısıbirlik, Kuru kayısı, 850.000, 3.156, 2.173.640.000, 2.000.000
(Bu Haber 22.12.2000 Tarihli Dünya Gazetesinden Alınmıştır)
--------------------------------------------------------------------------------
Kuru Kayısının Mineral Madde ve Vitamin Bakımından Baldan Daha Besleyici Olduğunu Biliyormusunuz?
Karşılaştırmalı Olarak 100 gr Kuru Kayısı ve Balın Besin Değerleri
Kuru Kayısı
Bal
Enerji (cal)
260
304
Karbonhidrat (gr)
66.5
82.3
Protein (gr)
5.0
0.3
Yağ (gr)
0.5
-
Kalsiyum (mg)
67
5
Fosfor (mg)
108
6
Potasyum (mg)
979
51
Demir (mg)
5.5
0.5
Sodyum (mg)
26
5
A Vitamini (I.U)
10.900...
-
Tiamin (B1 Vitamini) (mg)
0.01
-
Riboflavin (B2 Vitamini (mg)
0.16
0.04
Vitamin C (mg)
12
1
Niasin (mg)
3.3
-
--------------------------------------------------------------------------------
XII. Uluslararası Kayısı Simpozyumu 10-14 Eylül 2001 tarihleri arasında Fransa'da (Avignon) yapılacaktır.
İlk Duyuru: 31 Aralık 2000
Abstraklaran Gönderilmesi : 31Mart 2001
Kayıt: 31 Mayıs 2001
E-Mail: apricot-ishs@avignon.inra.fr
Konular
- Sosyo-ekonomi
- Biyoloji ve fizyoloji
- Genetik çeşitlilik ve genetik kaynaklar
- Seleksiyon, çeşit ve anaç ıslahı
- Bitki patolojisi, hastalık ve zararlılara dayanıklılık
- Bahçe uygulamaları
- Meyve kalitesi ve işleme
--------------------------------------------------------------------------------
İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürlüğü tarafından "Kuru Kayısı Yetiştiriciliği, Sorunları ve Çözüm Yolları" konulu hizmet içi eğitim programı Şubat-Mart ayları içerisinde Battalgazi, Akçadağ, Darende, Hekimhan ve Malatya merkezinde gerçekleştirilecektir. Eğitim semineri Ziraat Mühendisi, Teknisyen ve Kayısı Üreticilerine yönelik olup konuşmacı olarak Prof. Dr. Elşad HÜSEYİN, Yrd. Doç. Dr. Bayram Murat ASMA ve Uzman Tuncay KAN katılacaktır. Eğitim semineri ücretsiz olup katılmak isteyen herkese açıktır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan "Kayısı" raporunda verilen bilgilere göre 2000 yılındaki kuru kayısı rekoltesindeki artış olumlu olarak vurgulanırken bunun ihracat açısından yarattığı olumsuzluklar incelenerek Devlet bakanlığından kayısının tanıtım ve tüketem artırılması için yardım istenmiştir.
(Bu Haber 02.10.2000 Tarihli Dünya Gazetesinden Alınmıştır)
--------------------------------------------------------------------------------
Dış Ticaret Müsteşarlığı, İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Dairesi Başkanı ve Fındık Tanıtım Grubu Başkanı Yavuz Mollasalihoğlu fındıkta dış ve iç tüketime ağırlık verildiğini ve Çin'e 50 bin ton fındık ihraç etmeyi beklediklerini ifade ederek, Japonya'da bir yıl önce fındık tanıtım çalışmalarına başlanıldığını, şu anda 500 ton fındık ihraç eder hale gelindiğini söyledi. Mollasalihoğlu "5 yıl içerisinde Japonya'ya 15 bin ton fındık ihraç etmeyi hedefliyoruz, ayrıca Kuzey Avrupa ülkelerinden Finlandiya ve Norveç'in yanısıra İran, Irak, Güney ve Orta Amerika ülkelerinde fındık tanıtım çalışmaları yapacaklarını söyledi
TÜRKİYE'DE KAYISI ÜRETİMİ SIRASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR
Yetiştirme Aşamasında Karşılaşılan Sorunlar
* Kayısı yetiştiriciliğinin en önemli problemi ilkbahar geç donlarıdır. Kayısı ağaçları ilkbahar geç donlarından önemli ölçüde zarar görmekte ve çoğu yıl rekolteyi geç donlar tayin etmektedir. Özellikle son yıllarda kuru kayısının ekonomik getirisinin artması ile birlikte Malatya'da kayısı bahçeleri uygun olmayan iklim bölgelerine kaymıştır. Bu alanlarda kurulan bahçeler bazen üst üste, bazen de 2-3 yılda bir meydana gelen ilkbahar geç donlarından zarar görmektedir. ilkbahar geç donlarından korunmanın en etkili yolu, don tehlikesinin bulunduğu rutubetli, taban araziler ve soğuk havanın biriktiği vadi içlerinde kayısı bahçesi tesis edilmemesidir. Fakat her şeye rağmen don riski bulunan bir bölgede kayısı bahçesi tesis edilmişse donlardan korunma yöntemlerinin dikkatlice uygulanması gerekir.
* Ülkemizde kaliteli ve ismine doğru olarak üretilmiş yeterli sayıda kayısı fidanı bulmak oldukça zordur. Bazı fidancılar kaynağı belli olmayan aşı kalemleri kullanmakta veya aşısız fidan satışı yapmaktadır. Devlet ve özel fidanlıkların sertifikalı fidan üretimine |